sonay emlak
İSTANBUL SİLİVRİDE SATILIK DAİRELER - ARSALAR - TARLALAR - KİRALIK DAİRELER
İletişim Tlf : 0541 727 98 11

www.sonayemlak.com

sonay emlak
İSTANBUL SİLİVRİDE SATILIK DAİRELER - ARSALAR - TARLALAR - KİRALIK DAİRELER
İletişim Tlf : 0541 727 98 11

www.sonayemlak.com

» Ömer Seyfettin



Ömer Seyfettin

Kafkasya Türklerinden Ömer Şevki Bey'in oğlu olan Ömer Seyfettin, Gö­nen'de başladığı mahalle mektebi öğ­renimini bitirmeden, 1892'de ailesiy­le birlikte İstanbul'a taşındı. îlk öğre­nimini Mekteb-i Sultani adlı bir özel okulda tamamladıktan sonra, 1893'te Eyüp Sultan'daki Baytar Mektebi'nin yalnız subay çocuklarının alındığı sınıf-ı mahsus (özel sınıf) adı verilen bölümüne yazıldı ve 1896'da bu oku­lu bitirdi. Edirne Askeri İdadisi'nden sonra girdiği İstanbul Mekteb-i Har-biyesi'ni (Harp Okulu) de bitiren (1903) Ömer Seyfettin, piyade mülazım-ı sanisi (üsteğmen) rütbesiy­le orduya katıldı. Üçüncü ordunun İz­mir redif taburunda ve Kuşadası'ndaki redif taburunda çalıştı (l 903-1906)

  Yeni kurulmakta olan İzmir Jandarma Zabitan ve Efrad Mektebi'nde öğret­menlik yaptı (1907). İzmir'de bulundu­ğu sırada, düşünceleri ve yazılarıyla kendisini etkileyen Türkçü Necip, Ba­ha Tevfik, Sahabettin Süleyman ve Yakup Kadri gibi aydınlarla dostluk kurdu. İkinci Meşrutiyetin 1908'de ilan edilmesinden sonra, Makedonya sınırındaki Yakorit köyünde bulunan sınır bölüğü komutanlığına atandı. 1908-1910 yılları arasında Pirlepe, Manastır, Köprülü gibi yerlerde görev yaparak, genellikle eşkiyaların izlen­mesiyle uğraştı. 1909'da, 31 Mart Olayı'nı bastırmak üzere İstanbul'a gelen Hareket Ordusu'nun subayları arasında Ömer Seyfettin de vardı .Ya­şamım yalnızca kalemiyle kazanmaya karar vererek, 1911'de ordudan ayrıl­dı ve Seianik'e yerleşti. Bu kentte Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp'la bir­likte Genç Kalemler dergisini yeni bi­çimiyle çıkardı. 1912'de Balkan sava­şının çıkması üzerine yeniden askere çağrıldı, Sırp ve Yunan cephelerinde savaştı. Yanya savunmasında Yunan­lılara tutsak düştü. 1913'te serbest bı­rakıldıktan sonra, İstanbul'a dönerek, Türkçülüğü savunan Türk Sözü der­gisinin yazı işleri müdürü oldu ve öle­ne kadar sürdüreceği Kabataş Lisesi edebiyat ve felsefe öğretmenliği göre­vine başladı(1914). 1917-1918 yılları arasında Darülfünun'da Tedkikat-ı Lisaniye (Dil İncelemeleri) Kurulu üyeliğinde bulundu. 1920'de şeker hastalığından öldü. Tahir Alangu, Ömer Seyfettin'in yaşamöyküsünü, bir monografi biçimin­de Ömer Seyfettin. Ülkücü Bir Yaza­rın Romanı (1968) adlı kitabında işle­di. 

EDEBİYAT YAŞAMI

Türk öyküsünün önemli adlarından bi­ri sayılan Ömer Seyfettin, daha öğren­cilik yıllarında edebiyatla ilgilenmeye

başlayarak, Tanzimat ve Edebiyatı Cedide sanatçılarını okudu. Edebiyat yaşamına, Mekteb-i Harbiye'deyken şiir yazarak başladı: İlk şiiri "Hiss-i Müncemid" (Donuk Duygu), 1900'de Mecmua-i Edebiyye'de yayımlandı. Daha sonraları da aynı dergide ya­yımlanan şiirleri, beğeni kazanarak, çok genç yaştaki Ömer Seyfettin'in adını duyurdu. Bu şiirlerde Ömer Sey­fettin'in özellikle Edebiyatı Cedide şi­irinin etkisinde kaldığı görülmektedir. Edebiyatı Cedide şiiriyle Türk şiirine giren sone biçimi, genel olarak aşk, doğa ve yalnızlık konusu, duyarlıktan çok duygusallığa yer vermesi, Ömer Seyfettin'in şiirlerindeki ortak özellik­lerdir. Milli Edebiyat akımına katıldık­tan sonra hece ölçüsünü kullandı. Mekteb-i Harbiye'de şiirin yanı sıra öyküler de yazan Ömer Seyfettin'in ilk yayımlanan öyküsü "İhtiyar'ın Tenezzühü dür (Sabah Gazetesi, 1902).

 

Ömer Seyfettin, askerlik yaşamı bo­yunca, 1906'da İzmir'de Sebat ve Ser­best İzmir, 1909'da Selanik'te Genç Kalemler, Kadın, Bağçe, İstanbul'da Aşiyan, daha sonraysa Zekâ, Halka Doğru. Türk Sözü gibi dergi ve gaze­telerde şiir, öykü ve makale yayımla­mayı sürdürdü.

  

Ordudan ayrılıp Selanik'e yerleştiği sırada Rumeli gazetesinde yazan Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp'la birlikte, Genç Kalem­ler dergisini yeni biçimiyle çıkardı. Bu derginin ilk sayısında imzasız olarak yayımladığı Yeni Lisan adlı makale­sinde "Milli bir edebiyatın kurulabil­mesi için, önce ulusal bir dilin olması gerektiğini, yazı diliyle konuşma dili birleştirilirse edebiyatında canlanaca­ğını ya da yeniden kurulacağını, dili­mizde yalnızca türkçe kuralların kullanılacağım" söyleyerek, dilde Türkçülüğün ana çizgilerini belirledi. Daha önce de (1910) çerçevesini çiz­diği bu Yeni Lisan akımının ilkelerini, "Pamuk İpliği" öyküsünde başarıyla uygulamıştı. Dilde yalınlık, Tanzimat Osmanlıcılığından farklı olarak, ulu­sal kaynaklara dönmek ve temel öğe olarak Türk kültür değerlerini almak biçiminde özetlenebilecek olan Türk­çülüğün bir parçası ve 1908 Meşruti­yetinden sonra iktidara gelen İttihat ve Terakki Partisi'nin resmi düşünce­siydi. Ömer Seyfettin, bir bakıma, Zi­ya Gökalp ile birlikte, bu siyasetin dil­de ve edebiyattaki temsilcisi ve uygu­layıcısı oldu.

 Edebiyat yaşamının başlarında, Ede­biyatı Cedidecileri okuyan, onlardan etkilenen, ama en çok Halit Ziya Uşaklıgil'i beğenen Ömer Seyfettin, 1914'te başyazarı olduğu Türk Sözü dergisin­de yazdığı polemik yazılarında, Halit Ziya'nın ve öteki Edebiyatı Cedidecilerin dil anlayışlarına saldırarak, ye­ni dil ve ulusal edebiyat ilkelerini yay­maya çalıştı. Yalın dil konusundaki düşüncelerinin Kuşadası'nda Maupassant'ın öykülerini beğenerek oku­duğu günlerde oluşmaya başladığı an­laşılmaktadır; bir mektubunda Maupassant'ın en beğendiği yönünün, an­latımındaki ve tümcelerindeki yalınlık olduğunu belirten Ömer Seyfettin, bir­çok bakımdan, Maupassant öykü an­layışından etkilenmiştir. 

ÖYKÜLERİNİN ÖZELİKLERİ

Ömer Seyfettin, hem günlük yaşamın iyi bir gözleyicisi, hem de siyasal ve düşünsel yönlerden bağlı olduğu İtti­hat ve Terakki iktidarınn güttüğü Türkçülük siyasetinin edebiyat ala­nında savunucusu ve uygulayıcısıdır. Bu nedenle, konularım işlerken, gün­delik gözlemlerini ve siyasal dalgalan­maları izlemiştir. Bu bakımdan konularını, tanıdığı çevrelerin insanların­dan alan bir yazar olarak onun, ya­şam deneyimlerini temel aldığı ve ha­yal gücüne pek az yer verdiği söyle­nebilir.

 

 Ömer Seyfettin'in öyküleri, işledikle­ri konulara göre üç kümede toplana­bilir:

1.  Konulan Türk tarihiyle ilgili olan öyküler: Bu öykülerde, yazar tarih ki­taplarında okuduğu kimi olayları, Türk-îslam düşüncesine uygun olarak yücelten bir üslupla anlatır. Tarihsel olayların yanı sıra, çeşitli menkıbele­ri, efsaneleri de işler. Bu öykülerin ba­zılarında çok sayıda olağandışı öğeler ve abartmalar kullanılmasına karşın okuru yadırgatmaz. "Pembe İncili Kaftan", "Diyet". "Başını Vermeyen Şehit", "Forsa", "Topuz", "Vire" gibi bu kümeye giren öykülerde, ülküselleştirilmiş Türk karakteri, okura benimsetilmeye çalışılmaktadır.  

2. Günlük yaşamla ilgili öyküler: Bu kümeye giren öykülerinde, Balkanlar' da yaşam, savaşlarının getirdiği yıkım, açlık savaş zenginleri, Balkan komita­cıları, ülkede hâlâ var olan Doğu özel­liğinin gizemi, vb. konular yer alır. Ömer Seyfettin'in Balkanlar'da görev yaptığı sıralar, yerli halkın hızla ulu­sal bilinçlerini kazanmaya, buna ko­şut olarak da özgürlük mücadeleleri­ne başladıkları günlerdir. Buna kar­şılık, Türkler arasında ulusçuluk pek yayılamamıştır. "Bomba", "Naka­rat", "Hürriyet Bayrakları" gibi öy­külerinde Balkanlar'daki acı olayları, vb. anlatır. "Gizli Mabet", vb. öykü­lerde Batı'nın Türk yaşama biçiminin yüzeysel ve önyargılı biçimde değer­lendirmesini eleştirir. Bu karışık dö­nemdeki kökünden kopuk taklitçi yarı aydınları yerdiği Efruz Bey dizisi, mi­zah öyküleridir. Efruz Bey dizisinde dönemin aşırı düşünce akımları ve özentili yaşama biçimleri yerilir.  

3. Ömer Seyfettin'in anılarından kay­naklanan öyküler: Yazarın en içten ol­duğu bu öykülerde çocukluk anıları, öbür kümelerde olduğu gibi, Türkçü­lük akımı ilkelerini yüceltecek, Türk­lük bilincini uyandıracak, o karışık ve acı dolu günlerde iyimserlik aşılaya­cak bir söylemle işlenir. Sözgelimi, ba­basını "Kaşağı", çocukluğunun ilk yıl­larının geçtiği Gönen'i "Ant", Ayancık'ı "Falaka " öykülerinde işler. İkinci ve üçüncü kümelerdeki öykülerde, be­lirgin bir gerçekçilik kaygısının yanı sıra, okuru etkilemeye yönelik bir duy­gusallık göze çarpmaktadır. Ömer Seyfettin, öykülerinde giriş-gelişme-düğüm-sonuç biçimindeki klasik öykü planını uygular. Öyküleri, olay çatısı­na dayanır, ruh çözümlemeleri zayıf­tır.

 Ömer Seyfettin'in öykülerinde kullan­dığı dil, ulusal dil anlayışına uygun olarak yalın bir dildir; o süssüz bir an­latımı yeğlemiştir.Öykülerinin büyük bir bölümünü 1917-1921 yıllan arasında üç yıllık sü­re içinde yazan Ömer Seyfettin'in özellikle ikinci kümeye giren öyküle­rinde az ya da çok bir gülmece duy­gusu vardır.Ömer Seyfettin, Türk edebiyatında, ilk savlı (tezli) öykünün temsilcisi sa­yılabilir; öyküyü Türkçülük düşünce­sinin yayılması için bir araç olarak görmüş, ama öykü kurallarını gözden uzak tutmayarak, çağdaş Türk öykü­sünün kurulmasında etkili olmuş­tur.   Ömer Seyfettin ölümünden önce şu yapıtları yayımladı:

Eserleri:

Roman:Ashab-ı Kehfimiz (Yedi Uyur­larımız; içtimai roman, 1918); Efruz Bey (fantezi roman, 1919); Yalnız Efe (Anadolu romanı, 1919; Büyük Mecmua'da tefrikası yarım kaldı).

Öykü:Yazarın ölümünden sonra Ali Canip ""Yöntem öteki öyküleri de derledi: Yüksek Ökçeler (1928); Gizli Mabet (1926); Bahar ve Kelebekler (1927), İlk toplu basım Ahmet Halit Kitabevi tarafından yapıldı: İlk Düşen Ak (1938); Yüksek Ökçeler (1938); Bom­ba (1938; Bomba ve Yeni Kahramanlar-Eski Kahramanlar adıyla, 1947); Gizli Mabet (1938); Asilzadeler (1938; Efruz Bey adıyla 1957); Bahar ve Kelebekler (1938); Beyaz Lale (1938); Mahcupluk İmtihanı (bir perdelik komedi, 1938); Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür (1938; Dalga adıyla, 1943); Nokta (1956). Rafet Zaimler Yayınevi bu kitaplardaki öykülere otuz öykü daha ekleye­rek on bir ciltlik toplu basımı gerçek­leştirdi (1962).Bilgi Yayınevi, öyküleri konularına göre yeniden düzenleyerek sekiz cilt­lik bir toplu basım daha yaptı (1970-1971).

Şiir:Ömer Seyfettin'in Şiirleri (der­leyen: Fevziye Abdullah Tansel, 1972). 

 



©x
SONAY EMLAK ISTANBUL SİLİVRİDE SATILIK LÜKS DAİRELER

KİRALIK DAİRELER İŞ YERLERİ!

SATILIK ARSALAR TARLALAR VE ÇİFTLİK EVLERİ
İletişim : 0541 727 98 11 = Büro Tlf : 0212 727 98 11